Dec 6 2010
İtalya Turu 5. Gün: Floransa
Merhabalar,
İtalya turunu dün bitirdim. BenliÄŸimde ve önbelleÄŸimde oluÅŸan aşırı yorgunluk nedeniyle bugün yazıyorum Floransa’yı.
İlk görüşten hayran kalacağınız güzel bir ÅŸehir Floransa. Sabah kalktığımda hemen haritamı açıp gezilecek yerler listesini hazırladım. Otelimiz nehrin hemen kenarındaydı. Sabah vakti yılın bu zamanı dışarısı gerçekten çok soÄŸuk oluyor İtalya’da. Atkımızı beremizi takıp yürümeye baÅŸladık. İlk durağımız Ponte Vecchio idi.
Gerçekten ilginç bir mimarisi var bu köprünün. Sanki bir çok amaca hizmet etmesi için yapılmış bir yapı. Üzerinde evler var. Tabi ÅŸimdi oralar hep çarşı olmuÅŸ. Köprünün içinde alış veriÅŸ yapıyorsunuz. Bu dükkanlar kuyumculardan oluÅŸuyor. Köprünün aÅŸağısında da çarşı devam ediyor. Venedik’teki köprünün çarşısı kadar büyük olmasa da yine güzel bir çarşı oluÅŸturmuÅŸ İtalyanlar. Köprüden sonraki görevimiz Michelangelo Tepesi’ne çıkmak oldu.
Bu tepeden meÅŸhur Floransa manzarasını izliyorsunuz. Burada mermerden yapılmış bir klise var. Ve yine İtalya’nın verimli topraklarının hediyesi olan yemyeÅŸil aÄŸaçlar…
Floransa’nın en meÅŸhur sanatçısı Michelangelo. BildiÄŸiniz gibi heykeltıraÅŸ olan Michelangelo sanatını bu ÅŸehirde icra ediyormuÅŸ. En ünlü heykeli David de Floransa’da Galeria Dell Academia’da bulunuyor. Müzeye girmek bugünün tarihiyle €10.
Tepeden inince nehir hizasından yürüyüp önce Ponte Alla Grazie sonra Ponte Vecchio sonra Ponte Santa Trinita ve Ponte Alla Carraia’yı selamladık. Ponte Alla Carraia yenındaki dondurmacıdan Floransa dondurmasını yedik. Hava soÄŸuktu ama bu lezzeti denememiz gerekiyordu. Bu dondurmacıya bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine geldim. İtalyan dondurması bizim dondurma anlayışımızdan biraz farklı. Ama çok hoÅŸ dondurmaları var. Floransa’da bu dondurmalardan tatmanızı tavsiye ederim.
Dondurmamızı da yedikten sonra ÅŸimdi köprüden karşıya geçip Floransa’nın Duomo’sunu görme zamanıydı. Floransa’da görülmeye deÄŸer bir yapı. Tamamiyle mermerden yapılmış klise, kule ve yanında bir küçük ibadet yeri bulunan meydanda satıcılar, kafeler, maÄŸazalar var.
Burayı da gezince artık haritayı cebime koydum. Her yer tarihi. Hangi sokaÄŸa girerseniz, hangi meydana giderseniz gidin insanlar tarihini korumuÅŸ Floransa’da. Sırasıyla Basilica Di San Lorenzo, Palazzo Medici Riccarch, Piazza Santa Maria Novella, Piazza Della Repubblica, Palazzo Strozzi, Piazza Della Signora, Piazza San Giovanni’yi gezdik.
Hava kararmaya baÅŸlayınca, Floransa’daki 3 ana meydanda çadırlar açılıyor ve pazar baÅŸlıyor. Bir meydan komple hediyelik eÅŸya ve kıyafetti. DiÄŸer bir meydan yemek ve hediyelik eÅŸyaydı. DiÄŸer meydan da kıyafet ağırlıklıydı. İnsanlar burada toplanıyor, sohbet ediyorlar, alış veriÅŸ yapıyorlar. Floransa’nın gecesi akÅŸam 23:00-24:00′e kadar devam ediyor.
Gece otel odasına geldiÄŸimde çok yorgundum ve bu makalemi ancak bugün yazabiliyorum. İtalya’ya gelecekseniz eÄŸer Floransa’yı görmeye deÄŸer.
Renkli günler…
Dec 3 2010
İtalya Turu 3. Gün: In Venedik
Merhabalar,
Bugün bütün gün Venedik’teydim arkadaÅŸlarımla beraber. (02/12/2010) Venedik bildiÄŸiniz gibi ada ada bir ÅŸehir.
Kaldığımız otelden sabahın erken saatlerinde çıkıp, yandaki kafeden sütlü kahvelerimizi yudumlarken planımızı yaptık. Deniz otobüsüne binmeden hemen önce aldığım haritada da gideceÄŸimiz yerler birer birer belirdi. Deniz otobüsü ile Lido’dan (kaldığımız yer ve Venedik’in son durağı) Bacini’ye gittik. Buradan geze geze Piazza San Marco‘ya indik. Uzun zamandır görmek istediÄŸim St. Mark ve kırmızı kuleyi gördüğümde içimde bir heyecan oluÅŸmadı deÄŸil. Assassin’s Creed’de sürekli gezdiÄŸim yerleri bir dünya gözüyle gezmek muhteÅŸem bir duygu. Böyle 1 kere sanal ortamda gezince, 2. gezmemde sanki önceden de gelmiÅŸsiniz gibi her yeri biliyorsunuz.
St Mark’s Tower’a giriÅŸ bugünün fiyatıyla €8.  60 metre yükseÄŸe çıkıp bütün Venedik’i görüyorsunuz. Benim çıktığım gün ÅŸehirde hafif bir sis vardı. Görüntü fantastikti.
Buradan Palazzo Ducale‘ye girip (öğrenciyseniz €6,50, deÄŸilseniz €12) sarayın içini gezdik. Sarayda bütün duvarlarda orjinal yaÄŸlı boya tablolar var. Merkez odaların tavanları altın kaplama. Özel bir odada eski dünya haritaları, bir baÅŸka özel bir odada ise kraliyet ailesi soyaÄŸaçları bulunuyor.
Saraydan çıkınca karnımız acıkmıştı. Sarayın arkasından denize indiğimizde gondolları gördük. Fiyat sormak için yaklaştığımda, anlaşıp hemen bineceğimizi tahmin etmemiştim. 1,1 km yol için sizden €80 isteyen gondolcularla sıkı bir pazarlıktan sonra uygun bir fiyata anlaştık. Hem kışın hem de yazın sürekli iş yapmalarına rağmen çok çok para istemelerine şaşırdım. Bir gondol bir günde ortalama €1200 para kazanıyor. Oraya giderseniz kesinlikle pazarlık yapın derim ben.
Gondol turumuzu da yaptıktan sonra, yemek yiyecek bir yerler araÅŸtırmaya koyulduk. Bu araÅŸtırma esnasında Venedik’in güneyinden neredeyse en kuzeyine kadar mesafe katettik. Venedik sokakları dar ama hoÅŸ bir havası var. Dükkanlar küçük, herÅŸey sıkışık. Bu yollardan sonra geniÅŸ meydanlara çıkıyorsunuz. Yemek mekanımız yine Mac Donald’s olarak Venedik gezi rehberinde yerini aldı.
Yemekten sonra Ponte di Rialto‘ya gittik. Bu köprünün özelliÄŸi, üzerinde dükkanların olması. Köprü üstünde baÅŸlayan çarşı aÅŸağı denize kadar devam ediyor.
Gelelim alış veriÅŸ mevzusuna. Venedik’te alış veriÅŸ yapmak zor ve pahalı. Özellikle ufak bir ÅŸeyler almak istediÄŸiniz satıcılar, (ki hep ufak ÅŸeyler satıyorlar) sizin almamanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Çok fazla güler yüzlü insanlar deÄŸiller. Her yerde turist olduÄŸu için sadece sana ihtiyacım yok der gibi davranıyorlar. Ve fiyatlar çok deÄŸiÅŸken. €3′ya gördüğüm bir anahtarlık 2 dükkan sonra €1,5, hatta €1′ya kadar düştü. Bu nedenlerden ötürü Venedik’ten alış veriÅŸ yapılmaz diyorum.
Çarşı pazar gezerken saatlerimiz 21:00′i gösterdi. Tüm gün gezmekten yorulan bedenim: “Uyut beni artık!” diye bana seslenirken otelimize doÄŸru yola çıktık. Dönüşte öyle bir deniz otobüsüne denk getirip bindik ki tüm Venedik’i, özellikle Venedik’in içinden geçen kanalın -Canalle Grande- her yerini görme fırsatı bulduk.
Artık dinlenme vakti. Yarın öğlene kadar buralardayım sonra is Floransa yolları.
Renkli günler…
Dec 2 2010
İtalya Turu 2. Gün: Milano’dan Venedik’e
Bu yazıma baÅŸladığım yer Milano’nun meÅŸhur Duomo’suna bakan bir Mac Donald’s ÅŸubesi. Hem yaÄŸmurdan korunup biraz kurulanmak hem de yemek yiyip karnımızı doyurmak için girdiÄŸimiz Mac Donald’s çok hoÅŸ bir yere konumlanmış. Tarihi klise yaÄŸmurun altında bir baÅŸka güzel. Chiristmas yaklaÅŸtığı için de kocaman bir çam aÄŸacını meydana getirmiÅŸler.
Tabi hava durumu yaÄŸmurla kalmayıp bize karlı yüzünü de gösterdi. Ama biz buna aldırmadan gezmek zorundaydık. Åžanslıyız ki bizi fazla zorlamadı. Duomo’ya Leonardo Da Vinci’yi görüp Galleria Vittorio Emanuel‘den geçerek gelmiÅŸtik. Duomo’yu gördükten sonra da Castello Sforzesco‘yu görecek kadar vaktimiz kalmıştı.
Milano Roma’ya kıyasla tarihi yapı bakımından daha fakir bir yer. Ama ÅŸehirdeki evlerin hepsi eskilerden kalma mermer yapılar olduÄŸu için pek bir tarih sıkıntısı çekmiyor ÅŸehir. Çok temiz ve düzenli caddeleri, geniÅŸ kaldırımları, kullanışlı bisiklet yolları var burada. Ayrıca ÅŸehir içi ulaşımı kolaylaÅŸtırmak için üstte tramway ve otobüs, altta da metro hizmet veriyor. Milano’nun binaları çok hoÅŸuma gitti.Klasik çizgilerin içinde yeÅŸermiÅŸ modern çizgiler tam aradığım ÅŸehir bu dedirtiyor bana.
Ee Milano diyoruz, yani alış veriÅŸ diyoruz. GençliÄŸimizde gördüğümüz meÅŸhur basınç-sıcaklık iliÅŸkisi denklemi: P.V = n.R.T formülü burada baÅŸrolü oynuyor. Paran Varsa Ne Rahat! Zaten hiçbir dükkanı adi mal satmayan İtalya’da, hele bir de Milano’da moda caddesinde yürümek ve sadece vitrinlere bakabilmek biraz garip bir hava katıyor insana. Merak edip girmek istediÄŸim dükkan olan Armani’de bir ceketin fiyatı €1,500 görünce kapıdan sadece “woow!” demekle yetindim. Ne yapalım, ÅŸimdi olmaz yarın para kazanınca alalım. İşin espirisi bir yana buram buram kalite kokuyor Milano. MeÅŸhur terzilerin dükkanları ve maÄŸazaları var burada. Dükkanların önünde bodyguard’lar bekliyor. Vitrinin fotografını çekemiyorsunuz, Gucci’nin, Armani’nin tasarımlarını çalmayın diye. MaÄŸazaları ise farklı farklı temalarda tüketiciyi gel-gir-bak-beÄŸen-al gizli sloganıyla cezbediyor. ÖrneÄŸin, vitrinine baktığım bir maÄŸazanın içerisinde Mustang olması beni cezbederek o maÄŸazaya soktu. BaÅŸka bir maÄŸaza da tamamen siyah, satıcılara parti elbisesi giydirerek, disco temasıyla müşterileri çekiyordu.
İlk gün indiÄŸimiz Stazione Centrale’ye bu sefer Venedik’e gitmek için tekrar geldik. Milano’ya veda edip yeni durağımıza doÄŸru yola çıktık. İlk baÅŸta tıklım tıklım dolu olan tren yavaÅŸ yavaÅŸ azaldı ve 3 saat sonra Venedik’e vardık. Buraya varınca, yorgunluÄŸumuza raÄŸmen içimizde bir enerji patlaması oldu. Dünyanın sayılı ÅŸehirlerini geziyorduk ve Venedik’e gelmiÅŸtik.
İstasyon çıkışında deniz otobüsü için biletimizi aldık. Deniz otobüsleri en fazla 25-30 kişi alabilen küçük taşıtlar. Sabah 04:00 akşam 00:14 arası hizmet veriyorlar. Bizde otelimize gitmek için bunları kullandık. Şöyle bir düşününce 2 gün içerisinde ulaşım yollarının hepsini kullanarak (havayolu-otobüs-tren-denizyolu) hedeflerimize birer birer varıyoruz.
Yarın Venedik’i gezmek tek görevimiz. Planımız tıkır tıkır iÅŸlemeye devam ediyor.
Renkli günler…
Nov 30 2010
İtalya Turu 1. Gün: Milano’ya Yolculuk
İtalya turunun ilk durağı Milano idi. Milano diğer şehirlere nazaran daha modern bir şehir olarak selamladı beni. Gittiğim gün hava yağmurlu olması birazcık hevesimi kaçırsa da imdadıma kocaman bir şemsiye koştu.
Roma Ciampino Havaalanı’ndan Bergamo Orio al Serio Havaalanı’na keyifli bir uçak yolculuÄŸuyla Bergamo’ya, ordan da otobüsle 40 dakikalık bir yolculukla Milano’ya vardık. DiÄŸer hava yolu firmalarına nazaran daha ucuz olan Ryanair Havayolları bu yolculukta benden tam puan aldı. Kalitesi ve hizmeti Pegasus Havayolları ile aynı diyebilirim.
Milano’ya geldiÄŸimimz yer Stazione Centrale idi. Bu istasyon ÅŸehrin tren istasyonu. Çok yüksek ve çok geniÅŸ bir yapı. Binanın içinde giyimden tutun yeme içmeye kadar her türlü maÄŸaza, restaurant var. Tarihi bir tren garını restore edip yine hayata döndürmüş İtalyanlar. İstasyonda yürürken gerçekten zevk alıyorsunuz.
İstasyonu gezdikten sonra sıra kalacağımız oteli bulmaya gelmişti. Bir-iki kişiye sorarak otelimizi kolayca bulduk. İnternet gibi bizim kuşağımıza verilen en büyük nimetten yararlanarak zaten önceden uçak biletlerimizi ve kalacağımız otele rezervasyonumuzu yaptırmıştık. Üstelik sitedeki adresten faydalanarak yolumuzu kolayca bulduk. Yaşasın internet çağı!
Otelimize yerleÅŸtikten sonra, Stazione Centrale’ye doyamayıp bir daha içini ve dışını turladık. Sonrasında üst caddeleri biraz gezdik. Havanın yaÄŸmurlu olması ve İtalya’daki maÄŸazaların 20:00′da kapanması nedeniyle açık bir yer bulamadık. Vakit gece yarısı olmadan da otelimize geri döndük.
Yarın sırada meÅŸhur Duomo ve çevresi var. AkÅŸam üstü de Venedik’e doÄŸru yola çıkmayı planlıyoruz.
Renkli günler…
Nov 28 2010
İtalya Turu
Herkese merhabalar,
Artık zamanı geldi. Sınavlarım baÅŸlamadan ve param bitmeden bu İtalya gezisini yapmalıyım. Plan hazır. Kalınacak yerler, görülecek yerler hazır. 6 günlük gezi planında neresi yokki…
Avezzano’dan sabah Roma’ya hareketimizle baÅŸlayacak olan turumuz gün içerisinde Milano’ya uçak yolculuÄŸu ile devam edecek. Ben ve 2 arkadaşımla beraber akÅŸam üstü Milano’ya varmayı planladığımız turumzun ilk gününde bu ÅŸehri gezeceÄŸiz.
İkinci gün yine akÅŸamüstü Venedik’e doÄŸru trenle yolculuÄŸumuza devam edeceÄŸiz. Venedik’te 2 gün kalmayı planlıyoruz.
Turumuzun 4. gününde Floransa’ya gidip bu tarihi ÅŸehiri gezdikten sonra, yolumuza Pisa ile devam edeceÄŸiz.
Son durağımız olan Siena’ya da uÄŸradıktan sonra gezimizi bitirip evimizin yolunu tutacağız.
Akşamları bir aksilik çıkmazsa, otel odamdan günlük şehir turumu anlatacağım.
Eminim ki zevkli ve bol fotograflı bir tur olacak.
Renkli günler…












