Apr 11 2012
Eskişehir TTNET Günlüğü 2. Gün
Müthiş müthiş müthiş bir gün. Bu günü anlatan en iyi kelime bu benim hissettiğim. Sizinle ilgilenen her türlü sorununuzu çözen bir ekip, her zaman hayatınızda değerlerin daha önce düşünmediğiniz ya da düşünemediğiniz yanlarını ortaya çıkaran vizyon sahibi eğitmenler ve üretilen değerler…
Güne erken başlayıp bomba bir kahvaltının ardından Anadolu Üniversitesi Kongre Merkezi’ne ulaştık. Sınıflarımız ve akşamüstü çalışacağımız arkadaşlarımız önceden belirlenmişti. Bize sadece hevesle eğitmenlerimizi dinlemek düşüyordu. Saat 09:00 gibi eğitimler başladı, bir yemek arası verip akşam 17:00′ye kadar devam etti.
Şimdi düşünebilirsin sevgili okuyucu: “Sabahtan akşama bir yerde otur otur zor olmadı mı?” İnsan sevdiği konularda konuşan uzman bir insanı hatta 3 uzman insanı 6 değil 16 saat dinler.
Eğitimlerden bahsedecek olursam kişisel olarak merak ettiğim bir çok konu aydınlandı. Ufkum biraz daha genişledi. Önümdeki büyük dünyayı biraz daha tanıma şansım oldu. Sektörün içindeki tecrübeli insanlarla aynı havayı solumak bambaşka bir duygu. Ve ilk günkü aldığım keyfin 2 katını bugün aldım.
Neler konuşuldu kısaca anahtar kelimelerimden bazılarını paylaşayım: Reklam, var olan teknolojiler, birleştirmek, esinlenmek, hayal, geliştirme ve sunum, analog ve sayısal, çağ geçişi, tanımak, araştırmak, aktarmak, extra bilgi, inat, keyif, tolerans, blog, IQ, fikir.
Tüm bu eğitimlerden sonra ufak bir grup çalışmasıyla da eğitimimizi taçlandırdık.
İnsanın hayatında rol modeli alabileceği 2-3 tane kahramanı olması gerektiğine inanan birisiyim. Bugün benim için bu insanları keşfetme ve kendime uygun olanı rol model olarak beynime kazıma, defterime yazma, veritabanıma atma fırsatı buldum. Yarın 3. ve son eğitim günü, görüşmek dileğiyle…
Renkli günler…
Apr 10 2012
Eskişehir TTNET Günlüğü 1. Gün
Gece 23:30 otobüsüyle bol kıvrımlı Eskişehir yollarında biraz hırpalanarak 04:30 gibi vardık Otobüs Terminali’ne. Aklımdaki soru şuydu: “Ben 05:30 gibi geliriz demiştim, acaba birileri almaya gelecek mi, yoksa kendi başımızın çaresine mi bakacağız?” Bunları geçirirken aklımdan bir de baktım aşağıda “TTNET Yeteneğe Destek” logosuyla duran görevliler. Daha ilk intibadan bir hoşnutluk yarattı bende bu ilgi.
İsimlerimiz doğrulanıp kalacağımız oteller belirlendikten sonra merkeze doğru yola çıktık, yerleşmek ve 2 saat dinlenmek için. İlk durağım İbis Otel’di. Şanslıyım ki bu yazımı ikinci otel Grand Namlı Otel’den yazıyorum. Evet 3 günlük maceramda 2 otelde kalma şansım olacak. Böylelikle Eskişehir’in otellerini de görme fırsatı yakaldım. Önemlidir bu otel işleri, yurt dışında tecrübe ettim birer birer.
Sabah güzel ve besleyici bir kahvaltının ardından Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi’ne doğru yola çıktık. 10:00 – 11:00 arası kahvelerimizi yudumlayıp sohbet ederken 3 dakikalık kısa bir röportaj yaptım. (Gazeteyi bulabilirsem alacağım inşallah:)) 11:00 – 13:00 arası TTNET’i, özellikle TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz’ı tanıma şansım oldu. Yaratıcı ekonomi hakkında söyledikleri ve TTNET’in izlediği yol benim için önemliydi. Fatoş Karahasan’ın bol resimli, açıklayıcı sunumunun ardından öğle yemeği yemek üzere üniversite yemekhanesine gittik.
Anadolu Üniversitesi yemekhanesi yemek kalitesi olarak benim okulumdaki yemek ile tadı verdi bana. Benim okulumun tek eksiği ekmeği esmer seçip, ayrı poşetlere koymaması, ıslak mendil koymaması sadece.
Anadolu Üniversitesi kampüsü oturmuş bir kampüs. İçerisinde fakültelerin ve idari birimlerin yanısıra kafeler, dükkanlar, aperatif yemek yapanlar olması onu vakit geçirilebilecek, yaşanabilecek kılıyor. Ee yemek sonrası da Türker’in isteği şöyle güzel bir türk kahvesi olur hani. Eğer Anadolu Üniversitesi kampüsünde iseniz bu isteğinizi hemen gerçekleştirebilirsiniz.
Öğlen yapılan panelde ise biraz daha spesifik konulara girerek inovasyon temelleri bize aşılanmaya başlandı. Girişimcilikten bahsedildi. Sorulan sorulardan gayet memnun olan konuşmacıların pozitif düşüncelerle ayrıldıklarını düşünüyorum. Benim gördüğüm, bu eğitim programı, bir proje geliştirme aşamalarında uygulanacak adımlar, motivasyon, girişimcilik, pes etmeme gibi kavramlar üzerine kurulmuş.
Önümüzdeki 2 günde amaç, yaratıcı ekonomiyi belirlenen bir senaryo ile hayata geçirmek, öğrenmek ve ileride kendi projelerimizde bu bilgileri uygulamak olacak. Günün son aktivitesi olarak bize eğitim verecek olan 3 eğitmenimizle tanıştık. Yarın eğitim günü. Dijital içerik üretimi, sunumu ve e-ticaret hakkında bol bilgili, araştırmalı bir gün olacağa benziyor.
Renkli günler…
Apr 7 2012
10-12 Nisan’da Eskişehir’deyim
Neden olmasın ki dedim okula asılan ilanı görünce. Yeteneğe Destek Yaratıcı Ekonomiye Destek projesinin bana anlattığı konular ilgimi çekti. Öğrenmem gerek dedim başvurdum, 1 hafta sonra aradılar, kabul edildim.
Sevindim, çünkü okulum biterken bir bilgilendirilmeye, küçük kıvılcım taneciklerine ihtiyacım var.
3 günlük programda “Dijital İçeriğin Sunumu”, “Dijital İçeriğin Üretimi”, “Ticaretin Elektronikleşmesi” gibi eğitimler alıp, yaratıcı ekonomi, dijital dünya, ticaret konularında ufuk çizgimin genişleyeceğini ve girişimcilik ruhumun artacağını umuyorum. Tabi bir kaç eşantiyon da bekliyorum.
Eskişehir TTNET Günlüğü adlı etiket altında yaşayacağım 3 günü bir aksilik olmazsa buradan paylaşıyor olacağım.
Renkli günler…
Apr 2 2012
İşte Aranan İkili: Projektör ve Kamera
Bir kamera düşünün ki kaydettiğiniz anılarınızı küçük ekranlara sığdırmanızı istemiyor. Kaydettiğiniz görüntüleri geniş duvarlara ve istediğiniz herhangi bir yüzeye yansıtmanıza olanak sağlıyor. Yeni Sony Handycam, projeksiyon özelliğiyle her alanı bir sinema salonuna çeviriyor. Kısa ve eğlenceli tanıtım videosunu izledikten sonra siz de neden bahsettiğimi anlayacaksınız.
Eskiden bilimkurgu filmlerinde rastladığımız teknolojilerden biri daha hayatımıza giriş yaptı. Şimdi isterseniz kışın ortasında önceki yaz tatilinizi evinizin duvarına yansıtarak sevdiklerinizle izleyebilir hatta bunu bir alışveriş merkezinin dinlenme alanında bile yapabilirsiniz. Sony Projektörlü Handycam seçimi size bırakıyor.
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Mar 29 2012
Yazılım ihraç ederken, hayali ihracatçı sorgulaması geçirdik / Ali Akurgal
Siz, yazılımın birimi nedir bilir misiniz?
Metre.
Evet metre.
Neden metredir bilir misiniz?Anlatayım:
1992 yılında, yâni topu topu 20 yıl önce, Netaş’ta ilk yazılım ihracatını gerçekleştirdik. Hazırlanan bir yazılım paketini; tuşa bastık, o zaman internet falan yok, çatıdaki çanak marifeti ile, vallahi de billahi de müthiş bir hız olan 128kb/s ile, İngiltere’ye uydu üzerinden yolladık. Faturayı da pullu posta ile yolladık. 2M$ bankaya geldi, kasaya koyduk.Aradan 3-4 ay geçti, vergi memurları geldiler. Dediler ki, “siz bir fatura yollamışsınız, 2M$”. “Evet” dedik. “Bu para ödenmiş” dediler. “Evet” dedik. “Ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat” dediler!
Bunun üzerine vergi memurlarını ArGe’ye aldık, bir bilgisayarın başına oturttuk. “Şu ‘enter’ tuşuna basar mısınız” dedik. Biri bastı. Sonra “ne oldu” diye sordu. “300k$’lık ihracat yaptınız, bunun da faturasını yollayacağız, o da ödenecek” dedik. Adam suça ortak olmuş olduğu için çok kötü oldu. Sonra yazılım nasıl yazılır, uydu bağlantısı nedir, bu ne kadar para eder bunları gezdirip gösterip anlattık. Adamlar “çok iyi anladık ama mal çıkışı olması lâzım, mevzuat böyle” dediler.
Bunun üzerine dedik ki: “biz bu yazılımı banda kaydedelim ( o zaman CD yok, hattâ kaset bile yok, ½” makaralı bant kullanılıyor) onu yollayalım”. Adamlar bir çözüm bulmuş olmanın sevinci ile “tamam dediler, kaydedin yollayın”. İhraç ettiğimiz yazılımın kaydı iki makara etti. Bunlar paketlendi ve gümrük komisyoncusuna verildi. Komisyoncu, bunları gümrüğe götürdü ve ihracat işlemine başladı. Gümrük memuru, işlemi yapmış yapmış ve bir noktada sormuş: “TIRlar nerede?”. Komisyoncu da “TIR MIR yok hepsi bu iki zarf” demiş, masanın üzerindeki teyp bantlarını göstermiş. Gümrük memuru “bu iki zarf 2M$ edemez, ben bu işlemi yapamam” demiş, bırakmış.
Mahkemeye gidildi, bilirkişi heyeti kuruldu, bizim o iki makaradaki yazılımın 2M$ edip etmeyeceğini (nasıl baktılarsa?) inceledi. Neyse ki, 2M$ eder dediler de “hayali ihracat”tan kurtulduk. Bu sefer, aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı iki makarayı “2M$ eder mahkeme kararı” ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak, gene işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatı, miktarı ve toplam fiyatının girilmesi gerekiyor. Mevzuat öyle. Ne yapsınlar, iş daha uzamasın diye bakmışlar zarfta teyp bandı var, bir makarada kaç metre bant vardır diye kestirmişler, makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım ihraç etmiş olmuşuz.
Yaaa, yazılımın birimi metre. İşte böyle.
Mar 21 2012
Şimdiye Kadar Yedik; Ama Artık Yemezler!
GDO’ların ne olduğu malum; genetiği değiştirilmiş organizmalar. Şu an itibarıyla 12 tür GDO ülkemize girmiş, 42‘si de yoldaymış. Hatta Greenpeace de yakın zamanda www.yemezler.org/?ref=199489’da Yemezler isimli bir kampanya başlatmış. Kısa zamanda bu kadar imza toplanmış olması ise umut verici.
Eğer isterseniz sizler de birkaç dakikanızı ayırarak imza atabilirsiniz. Sitedeki rozet toplama sistemi de hayli eğlenceli. Hatta çeşitli aksiyonlarla toplanan rozetler sayesinde tişört ve bardak kazanmak da mümkün.
Uzun lafın kısası, eğer GDO’ların tabağımıza kadar gelmesi fikri sizi de rahatsız ediyorsa hala vakit varken www.yemezler.org/?ref=199489’a girip bir imza atabilirsiniz.
#yemezler
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Mar 21 2012
SQL Developer ile Oracle database tablolarını alma
Merhabalar,
Oracle malum derya deniz. Tablespace-ler, tablolar, şemalar falan filan derken hem bilgisayarımızda hem de gerçek anlamda şirketlerde hem fiziksel olarak hemde sabit diskte çok yer kaplıyor. Ve database taşınması, kopyalanması işlemleri meşakatli oluyor. Yazılım grubumuzda geçen günkü problemimiz; oluşturduğum veritabanını nasıl başka bilgisayara atacağız? İşi senaryoya dökecek olursak, ben DBA olarak (hoşuma gitti
) yazılımcı arkadaşlara tablolarımı iletmeliyim ki onlar yazdıkları programı veritabanı ile ilişkilendirsinler.
Bunun için SQL Developer güzel bir araç. (Bu çalışmaların hepsi Windows ortamında yapılmıştır.) Şuradan indirdiğim SQL Developer ve şuradan indirdiğim JDK bu iş için gerekli programımız. Önerim, önce SQL Developer indirme ile işe başlamanız eğer sisteminizde JDK yoksa bunun üzerine JDK indirmeniz. Ve yönergeleri mutlaka okuyun derim ben.
Kurulum işlemi bitince SQL Developer programını açın. Sıra veritabanımıza bağlanmaya geldi. “New Connection” seçeneği ile yeni bir bağlantı açıyoruz. “Connection name” olarak kendinize göre bir ad verin, altında “Username” ve “Password” kısımlarına veritabanınızda hangi kullanıcı ile bağlantı açacağınızı yazın. “Hostname” olarak localhost, “Port” olarak 1521 otomatik gelecektir. Radio button-seçimi ile “Service name” seçeneğini aktifleştirip database-imin ismi olan “orcl”‘yi girdim. Altta “Connect” butonu ile veritabanı bağlantınızı gerçekleştirin.

Bağlantı sağlanınca sol taraftaki sidebar-da veritabanı bağlantınız gözükecektir. Buradan işlem yapacağınız tabloya sağ tıklayarak “export” seçeneğini kullanabilirsiniz. Böylece belirttiğiniz bir yere .sql uzantılı olarak bir dosya oluşacak ve bunun içeriğinde sizin tablo bilgileriniz yer alacaktır. İsterseniz “Ctrl” ile tablo seçimi yapıp tüm tablolarınızı da tek bir sql dosyasına aktarabilirsiniz.
Bundan sonra .sql uzantılı dosyanızı projenizde kullanabilirsiniz.
Renkli günler…












