Sade fiyat, markalı ürün = Avansas

Siz de benim gibi dizüstü bilgisayarından saatlerce oyun oynayan biriyseniz şu halleri bilirsiniz; sıcak masa, sıcak bilgisayar, sıcak klavye. Bilgisayarınızın fan çıkışının yanına koyduğunuz kola bile dakikalar içerisinde ağzınıza ılık bir şekilde servis edilir. Ve bu tat ile irkilir bu sıcak sıkıntıyı farkedersiniz.

Ben de bu sıkıntıyı bu sene havaların ısınmasıyla farketmeye başladım. Eski soğutucumu artık emekliye ayırmanın vakti geldiğini farkettiğimde araştırmaya başladım. Fiyat/performans penceresinden bir eleme yaparak Avansas’taki laptop soğutucu ürünlerini buldum. Yerimden bile kalkmadan alışveriş yapmak yalan söylemeyeyim benim de hoşuma gidiyor. Hem niye dükkanın elektriği, suyu vb. faturaları ve taşıma/sergileme masraflarını ödeyip pahalıya ürün alayım ki? Avansas’ta bu masraflar olmadan ürünün sade fiyatı var zaten.

Reklamlarından da adını duyuyoruz artık Avansas’ın. Ofis malzemeleri satan bir e-ticaret sitesi. Normalde evimiz için tek tek aldığımız malzemeler, ofis için toplu alımlarında uygun fiyata geliyor. Bunun yanında, teknoloji bölümünde, tek tek alımlar için, diğer e-ticaret siteleri ile yarışacak fiyatlar sunuyorlar. Nitekim notebook soğutucu kategorisinde bulunan ürünler benim için Avansas’ı cazip kılıyor.

Tabi bir firmayı güvenilir kılan arkasında durduğu veya sattığı ürünleridir dediğinizi duyar gibiyim. Avansas’ın satışını yaptığı markalardan bazıları, HP, Xerox, Inca, Logitech, Arçelik, Lipton, Nescafe, Adore, 3M gibi dünya markaları. Bu markalar alışverişimizde Avansas’a güveni de dolayısıyla artırıyor.

Alışveriş sepetimi de paylaşıp yazımı sonlandırayım. Uygun fiyatlı hafıza kartı seçtiğim ürünlerin başında geliyor. Fazlaca yazıp çizen birisi olarak paket halinde kalemlerim ve beğendiğim soğutucu sepete diğer eklediklerim;

Hafıza Kartı: http://www.avansas.com/sandisk-sdsdqua-008g-u46a-mobile-ultra-hafiza-karti-micro-sd-16-gb.html

Soğutucu : http://www.avansas.com/inca-inc-341fxp-ultra-sessiz-usb-notebook-sogutucu-ve-stand-kirmizi.html

Kalem: http://www.avansas.com/pensan-ofispen-tukenmez-kalem-mavi-60-li.html

Renkli günler…

Kiralayın, maximum faydayı sağlayın

logoYaşadığımız zamanın en önemli kavramlarını kalite, prestij, güvenilirlik ve iyi hizmet olarak sınıflandırırsam pek yanılmış sayılmam. Çevremizdeki firmaları düşünürsek, aslında bu kavramları bünyesinde barındıran şirketlerin başarıya ulaştıklarını ve birçok insan tarafından tanındığını gözlemleyebilirsiniz. Kaliteli bir iş ortaya koyan firmalar, iyi hizmetinin sonucu olarak güvenilirliklerini kanıtlarlar ve bu durum bu firmalara ve bu firmalarla ortak iş yapanlara prestij kazandırır.

Ben size yukarıda anlattıklarıma örnek olacak bir firma söyleyeyim: Hedef Filo Hizmetleri. Sadece şirketiniz için gerekli olan araçları seçin, plaka, ruhsat, sigorta, vergi, bakım hizmetleri onlar tarafından halledilsin. Evet, en zor işi yine size kalıyor; o kadar modelin arasından firmanız için en yakışanını bulmak.

Merak ettim biraz araştırma yaptım. Hedef Filo’nun Türkiye geneline hizmet veren bir ağ yapıları var. Anlaşmalı servisleri (700’den fazla), 5 ilde ofisleri, sürekli hizmette olan telefonları (Hedef Filo 7/24 Call Center uygulamasını başlatan ilk filo kiralama şirketi)… 3000’den fazla şirketle çalışan Hedef Filo, operasyonel araç kiralama sektöründe yerli firmalara olduğu kadar yabancı firmalarla da çalışmakta.

Küçük bir hesap yapacak olursam, bir şirketin karizması için kritik öneme sahip personel araçları satın alınarak bir strateji izlenince yaklaşık 4-5 sene sonra araçlar sık kullanımdan yıpranmakta ve modellerinin miadı dolmakta. Ama şirketler kiralama metodu ile araç aldıklarında değişen modellere ve gelişen teknolojilere afaki yatırımlar yapmadan sahip olabiliyor. Araç giderleri de firmanın kazandıkları yanında çok cüzi kalıyor. Filo kiralama hizmetlerinde, kiraladığınız araç başına, önceden anlaştığınız rakamları aylık ödediğinizde şirketinizin araçları için sabit bir gider kaleminiz oluşuyor. Bu da sizin ay sonu hesaplarınızda sürprizlerle karşılaşma ihtimalinizi araç tarafında sıfırlıyor. Personellerinizin kullanım alışkanlıklarına göre bir dahaki kiralama sürecinizi rahatlıkla ayarlayabiliyor ve şirketiniz için en uygun segmentteki araçlardan yararlanabiliyorsunuz.

Hedef Filo’nun müşterilerinin %23’ü ilaç sektörü, %23’ü bankacılık sektörü, %18 ticaret ile uğraşanlardan oluşuyor. Ayrıca Hedef Filo’nun parkının %40’lık kısmı Renault araçlardan oluşuyor. Bunu Volkswagen, Fiat, Ford ve Toyota takip ediyor. (kaynak: tokkder.org)  2009 yılında 6500 olan araç sayısı şu anda 18000. Merak edip internette küçük bir araştırma yaptım, şikayet sayısı diğer filo kiralama şirketlerine göre şaşırtıcı derecede az. Hedef Filo web sitesinde şirket hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşabilir, kiralama sürecini öğrenebilir ve hızlı bir şekilde formu doldurarak teklif alabilirsiniz. Yalnız teklif almadan önce “Ürünlerimiz” sayfasından Konfor Paketi’ni bir incelemenizi öneririm.

Renkli günler…

Sosyal Medya bağımlılığı üzerine

UntitledMerhabalar,

İnternete çok kısıtlı erişebildiğim 3 ay boyunca (Eylül-Ekim-Kasım 2012) bazı alışkanlıklarımın, hatta bağımlılıklarımın şimdi devam etmediğini görüyorum. Bu olayın aslında benim daha çok yararıma olduğunu da düşünüyorum. Çok basit bir örnek verecek olursam, eskiden günün her saati Twitter açık olurdu bilgisayarımda. Ama şimdi bunu belli saatlere indirmişim haberim olmadan. Sürekli birşeyleri takip etmektense kendi yaptığım işlere biraz daha yoğunlaşmışım sonuç olarak. Bunu da ileriye gitmek isteyen bir insan için önemli bir bulgu olduğunu düşünüyorum.

Ömrümün bu periyodunu İstanbul’da geçirdiğim içim sık sık metrobüs kalabalığını gözlemleme fırsatı yakalıyorum. Özellikle lise çağlarındaki öğrencilerde ve yaşıtlarımda aralıksız akıllı telefonlarına bakma eğilimi beni şaşırtıyor. Ve yapılanları gözlemlediğimde 3 temel aktivite beliriyor; Facebook’ta dolaşmak, mesaj yazmak, ve Twitter’da dolaşmak. Bir yere kadar bu dayanılabilir bir hareket. Benim fikrime göre 5 ya da 6 dakika. 7. dakikada artık bu uğraşlar gereksiz bir hale geliyor, ve sadece parmağın ekranın altından yukarıya doğru hızlıca kaydığı hareketlere dönüşüyor.

Biz sosyal medya bağımlısı olduk. Ve birçoğumuz vücudumuzu hoyratça kullanıyoruz. Sadece basit bir mesaj için dakikalarca küçük ekranlara boyun eğiyor, kendimizi hantallaştırıyoruz. Ayrıca hiç ama hiç bahsedilmeyen ve özellikle akıllı telefonlarda çok daha yoğun bir etki yaratan elektrik ve magnetik alan etkileri bizi içten içe fethediyor.

Bu bağımlılığın olası kurtulma yöntemleri bir süre uzak kalıp kendini anlamaktan geçiyor. Bu durumda da çağımızın hastalığı diyebileceğim “konuşulanlardan geri kalma” hastalığı peşimizden koşuyor.

Nacizane görüşüm, 3 günlüğüne bile olsa sosyal medyadan uzak durup, kendi içinizde bir sosyal medya hesaplaşması vermeniz. İnternette 2 video daha az izleyerek ya da Twitter’da 2 sayfa az cümle okuyarak kendinize verimli vakit ayırdığınızı farkettiğinizde bağımlılığınızın törpülenmeye başladığını göreceksiniz.

İnternet gün geçtikçe kirleniyor. Elbette iyi işler, haberler vs. var. Ama gördüğüm kirlilik artışının daha fazla olduğu. Bu kirliliğin verimliliğinizi ele geçirmemesi dileklerimle.

Renkli günler…

En güzel kalemim

Benim bir adet koyu kahverengi Rotring kalemim var. Bu en eski Rotring’lerden hani elle tutulan yeri kıvır kıvır, üzerinde başka hiç bir süs olayan, yakaya, cebe tutturulan kısmı demir olandan. Bu kalem o kadar çok şey gördü ki; yüzlerce sınav, her türden kağıt, onlarca şehir, hatta Avrupa kıtasının bir parçası… Lise dönemimden beri benimle yazıyordu, yani yaklaşık 7 senedir. Ve bugün onu tekrar kullanmak için elime aldığımda artık emekliliğini istedi, bu kağıtların üzerinde koşmaktan artık yorulduğunu söyledi, ve bu yorgunluğu onda derin yaralar oluşturduğunu çatlaklarıyla bana gösterdi. İlk başta çok üzüldüm, kırıldım da, ama sonra düşününce herkesin bir yerde bırakması, yaşamının geri kalanını diğer kalemlerin arasında, güzel kalemliklerin içerisinde geçirmeye hakkı olduğu sonucuna vardım. Onu atmayacağım. 7 senedir benle gezmiş, varsın bir 7 sene daha gezsin, emekliliğin tadını çıkarsın.

Çatlayan kalemime sevgilerle.

Yerleşme tamam yazmaya devam

9Merhabalar,

2008’den beri yazarım elektronik ortamda. Bildiklerimi, öğrendiklerimi, gördüklerimi anlatmazsam, onları sadece ben yaşarsam ancak benim gittiğim yere kadar gidebilirler. Buna karşı başlattığım hareket sonucu düzene oturttuğum bir “kendi blogumda yazma” olgusunu geçtiğimiz 2 ay süresince tam olarak gerçekleştiremedim. Anlatacak konularım oldu, kimisi aklımda hala boş bir oda bulup yerleşmeyi bekliyor, kimisi ise “Beni yazmıyorsun bende uçup gidiyorum beyninden!” diyerek uçtular.

Mezun oldum, yüksek lisansa başladım, yeni bir eve, yeni bir şehre taşındım. Hava değişti, sular grileşti ben de düzeni yakalamakla uğraşan bir orkestra şefi misali ellerim kollarım, saçım başım sürekli hareket ettik.

2 ay içerisinde düzen oturdu, masalar kuruldu, tezgahtaki bulaşıklar alınan deterjanla önce yıkanıp sonra kurutuldu. Kalan tek derdim internetim. 1,5 ay oldu başvuru yapalı daha Telekom çalmadı kapımı. Neyse bir şekilde KB hesabı yaparak neredeyse fiber internet fiyatı ile aynı paraya aldım Vodem’i, hakkım bitene kadar gezebileceğim resimleri ve videoları az siteleri.

Bu kadar manidar sözler yetsin artık, tekrardan yazmaya başladım sevgili okuyucu. İnşallah eski yazma düzenimi bu sefer de oturturum.

Renkli günler…

Siz Hiç LSV Dükkan Çikolatası Tattınız mı?

img3-2755838f-33e5-4aab-94d0-461794d467daLSV Dükkan yani Lösev Dükkan’ında lösemili çocuklarımızın anneleri kendi elleriyle hazırladıkları organik kurabiyeler ve birbirinden renkli el emeği, göz nuru el işlerini sizlere sunuyor. LSV Dükkan bundan tam 12 sene önce LÖSEV Ankara’da, küçücük bir atölyede 5 anne ile başlayan bir çalışmayken bugün yüzlerce annenin ekmek parasını kazandığı meslek atölyeleri haline geldi.





img2-2755838f-33e5-4aab-94d0-461794d467daBeslenme ile kanser arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekmek için kurulan bu minicik atölye, seneler içerisinde azim, sevgi ve inançla büyüdü. Giderek büyüyen ve insanın içini ısıtan bu başarı öyküsü, LSV Dükkan markasını yaratmaya kadar uzandı. Lösemili çocuklarımızın annelerinin umutlarını, hayallerini işlediği, sevgiyle yoğurduğu her bir LSV Dükkan ürünü sevgili çocuklarımızı hayata bağlayacak.

img1-2755838f-33e5-4aab-94d0-461794d467daTüm renkleri ve lezzetleri ile Türkiye’nin her yerinden LSV Dükkan’a www.lsvdukkan.com üzerinden ulaşabilir ve sipariş verebilirsiniz.

Lösev’i Twitter’da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile  paylaşımlarınızla destekleyebilirsiniz.

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

Cikolata & Kahve

346017“Ben cikolatadan aldigim tadin benzerini kahveden de aliyorum. Sadece kahve biraz daha erkeksi, cikolata ise kadinsi.” dedi Kevin Alex’in sehpaya koydugu kahveyi yudumlarken. Olabilir. Zaten buralarda hersey Karbon, Hidrojen ve Oksijen. Arada Azot ta katiliyor. 3 ondan 5 bundan al, karistir. Kahve ve cikolata arasinda ya bir Karbon eksiktir ya fazla.

Cikolata hep bir kiyafet icerisinde. Makyajli, suslu. Yaninda karamel, findik, fistik… Kiyafeti alacali, gece mavisi ya da kirmizi. Yumusak, tatli, puruzsuz.

Kahve tane tane ama kucuk. Vucut hatlarini pek gostermeyen, uzerine yapismayan kiyafetler tercih ediyor. Genelde yesil, kirmizi, kahverengiyi sever. Hal bu ya zaten kendine ait bir rengi var. Kahverengi. Yaninda aromalari var ama onun icine karismasi biraz daha zor.

Daha ilk zamanlarda kesfedilmis ve ogrenilmis bir gerceklik, Cinlilerin de dedigi gibi ying-yang yeryuzune hukmetmis. Iyi – kotu, guzel – cirkin, yumusak – sert. Ucuncusunu soyleyebilir misin? Yok, ben soyleyemem. Bir ucuncu daha yok.

Aci – tatli da bir ucuncusu olmayan dunya maddeleri. Peki ya nasil anlayacaksin aciyi? Tatli olmasa anlamazdim. Hizli olmasa yavasi anlayamazdim. O zaman sert olmadan yumusagi anlayamazdim. Kahve icerken hep mucadele var. Sert. Ama cikolatayi yerken o  beni sakinlestiriyor. Yumusak ve tatli. Zit seyler bir arada olunca birbirini tamamliyor. Ikisinin de tadi iste o zaman farkediliyor.

SDÜ için ilişik kesme işlemleri

5kMerhabalar,

SDÜ için ilişik kesme formu bir dizi imza ve koşuşturmacadan oluşmaktadır.

Öncelikle buradan ilişik kesme formunu indiriniz.

Bölüm Staj Sorumlusu: Bölümünüzdeki staj komisyonundan bir üye.

Laboratuar Yetkilisi: Laboratuardan bir yetkili.

Depo/Ambar/Ayniyat Yet.: Dekanlık katında en soldaki odanın bir yanındaki odada imza atılmaktadır.

Kütüphane Daire Bşk.: Kütüphanede ödünç verme standında atılmaktadır.

Sağ.Kültür ve Spor Dai.Bşk.: Doğu kampüsünde yemekhane girişinin sağındaki girişten giriniz.

Bu imzaları tamamladıktan sonra danışman hocanıza ve bölüm başkanınıza da imzalatıp, 1 fotograf, 1 nüfus cüzdanı fotokopisi ve poşet dosyanızla beraber öğrenci kimliğinizi bölüm sekreterliğinize bırakın.

Bundan sonra sizin mezun olup olmadığınız önceden belirlenen bölüm kurulunuz tarafından incelenip imzalanıp dekanlığa gönderilecek. Dekanlık ta onay verdikten 2 gün sonra fakulte öğrenci işlerinde çıkışınız gözükecek.

Öğrenci işlerinde size bir adet transkript ve bir adet geçici mezuniyet belgesi ve fotokopisi verilecek. Bunları dekanlıkta imzalatıp tekrar öğrenci işlerine götüreceksiniz. Öğrenci işleri kendi fotokopisini alınca size tavsiyem transkriptinizi ve mezuniyet belgenizi fotokopisini çektirip dekanlıkta “aslı gibidir” olarak kaşeletip imzalatmanız. İleride başvuracağınız yerlerde lazım olacaktır.

İşi takip ederseniz 1-1,5 haftada bu işlemi bitirip mezuniyet belgenizi alabilirsiniz.

Renkli günler…

Kısa bir tatilin tadı

Merhabalar,

Uzun bir aradan sonra, şu 3 gündür tatilin doruklarındayım. Yorgunluk seviyem artmış olmalı ki daha sıkılmadım bu tatilden.  Hakettiğimi de düşünüyorum bana sorarsanız. Yapmam gereken işim okulum ile ilişiği kesmek. Onda da biraz beklemeniz gerekiyor. Aslında SDÜ için ilişik kesme işlemlerini yazabilirim yol göstermek adına. Evet bir sonraki yazım bu olmalı. Şimdi güzel bir kahvaltı, daha sonra da NBA’de açtığım kariyerime devam etmek yapılacak en zevkli iş. Uzun bir aradan sonra sadece evimde oturup dinlenmek, gerektiğinde arkadaşlarımla bir yerde buluşmak, sohbet etmek ve yatmak…

Size renkli günler…

Mezun kişi

IMAG0506Merhaba sevgili okuyucu,

Hayatımın en yoğun 3 haftasını geride bıraktım. Şimdi, bu 3 haftaya nisbeten daha az yoğun, hiç yoktan bir işe yoğunlaşabileceğim ve geleceğe yönelik planlar yapabileceğim haftalara girdim. Ne oldu diye sorarsan mezun kişi oldum, oluyorum.

Sınavlarıydı, bitirme ödeviydi derken hayatımın bir dönemini kapatmak üzereyim. 3,5 yılımın geçtiği Süleyman Demirel Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölümünü bitirdim. Kalan 15 günlük stajımı da yapıp çıkışımı almak için sıraya gireceğim.

Çok kısa bir zaman üniversitede geçirdiğiniz aralık. Ama bunu verimli geçirmeye özen gösterirseniz, ileride yaşayacağınız hayatın yapı taşı oluyor 4 yıllık süreç.

Aslında sayfa sayfa neler yaptığımı üniversiteye başlayacak arkadaşlarım için yazmak isterim. Boş bir vakit ve ilhamı bulduğumda bu konuda yazmaya özen göstereceğim. Ama bu kısa yazımda sormak istedikleriniz olursa mail atmaktan veya bu yazının altına yorum yazmaktan çekinmeyin.

Yazıyı sonlandıracak en güzel şey sizlere biraz düşünme payı vermek, kendime de bir zaman muhasebesi yapmak için SDÜ’de geçirdiğim 3,5 yılın ve yarım dönem İtalya serüvenimden anahtar kelimelerimi vereceğim.

  • Koş
  • Zeka doğuştan gelir ama onu geliştirmek bir sanattır, herkes yapamaz.
  • Konuş
  • Do onething well
  • Yanında küçük bir not defteri taşı
  • Tasarla
  • Sus
  • Laptopu küçük al, yanında taşı
  • Araştır
  • Hisset
  • Anla
  • Olumsuz anların olumlu yanlarını gör
  • Bakma, gör
  • İletişimde kal
  • Dünyayı tanı
  • Her konuda ufak bir bilgin olsun
  • Kendini güncelle
  • Yaz
  • Çiz
  • Fotograf makinen beynin olsun
  • Küçük adımlar at
  • Yerini bil

Renkli günler…