İtalya Turu 6. Gün: Pisa-Siena-Ev

Daha güneş doğmadan atıldık tren raylarına. Pisa’ya doğru yola çıktık. Ve vardığımızda saat 08:04’tü.

DSCN5708Pisa İtalya’nın küçük bir kasabası. Görülecek tek bir yer var o da Pisa kulesi. Pisa’da da meşhur bir bilgin yaşıyordu. Evet adını biliyorsunuz; Galileo Galilei. Fizikçi, astronom, matematikçi ve filozof olan Galilei deneylerinin büyük bir kısmını Pisa Kulesi’nde gerçekleştirmiş. Aslında bu kule önceden eğik değilmiş. Oturtulduğu zemin kum olan kule zaman içerisinde kayarak bugünkü haline gelmiş. Dikkatli bakınca kulenin hemen yanındaki klisenin de eğik olduğu dikkatimden kaçmadı.

Pisa’ya da yeşil tik atıp rotamızı Siena’ya çevirdik. Trene binip Empoli istasyonuna doğru yola çıktık.

Empoli’ye geldiğimizde bir sürpriz bizi bekliyordu. Siena treni 1 saat sonra gelecekti. Tren İtalya’nın yaptığı bir hata planımızın aksamasına sebep oldu. Biz de bu da bir fırsattır diyip biraz Empoli’yi gezdik.

1 saat geç geldiğimiz Siena’da gezmek için 1 saatimiz vardı. Bu 1 saat te Siena’ya yetmedi. Belki hafta içi olsaydı yine hızlıca turlayabilirdik şehri. Ama günlerden pazar olunca otobüs bulmak gerçekten çok zor İtalya’da. Siesta’lar artı hafta sonu tatilleri, bizim ülkemizde, buraya bakınca tatil az. En azından hafta sonları da çarşı-pazar açık oluyor Türkiye’de.

Siena’ya ancak uzaktan bakabildik. Yine de ayak basmıştık bu topraklara. Akşam üstü tekrardan tren istasyonuna vardık. 3 aktarmalı tren yolculuğundan sonra 23:00’da eve ulaştık.

Bu gezi tecrübe bakımından çok şeyler kattı bana. İtalya’nın en önemli şehirlerini gezdim. Farklı yaşam biçimlerini inceleme fırsatı yakaladım. 🙂 Ve planımız Siena hariç %83 başarıyla bizi eve getirdi. Oturma iznim çıkarsa, sırada, yurt dışından yurt dışı macerası kapının önünde beni bekliyor.

Renkli günler…

İtalya Turu 5. Gün: Floransa

Merhabalar,
İtalya turunu dün bitirdim. Benliğimde ve önbelleğimde oluşan aşırı yorgunluk nedeniyle bugün yazıyorum Floransa’yı.
100_7361İlk görüşten hayran kalacağınız güzel bir şehir Floransa. Sabah kalktığımda hemen haritamı açıp gezilecek yerler listesini hazırladım. Otelimiz nehrin hemen kenarındaydı. Sabah vakti yılın bu zamanı dışarısı gerçekten çok soğuk oluyor İtalya’da. Atkımızı beremizi takıp yürümeye başladık. İlk durağımız Ponte Vecchio idi.

Gerçekten ilginç bir mimarisi var bu köprünün. Sanki bir çok amaca hizmet etmesi için yapılmış bir yapı. Üzerinde evler var. Tabi şimdi oralar hep çarşı olmuş. Köprünün içinde alış veriş yapıyorsunuz. Bu dükkanlar kuyumculardan oluşuyor. Köprünün aşağısında da çarşı devam ediyor. Venedik’teki köprünün çarşısı kadar büyük olmasa da yine güzel bir çarşı oluşturmuş İtalyanlar. Köprüden sonraki görevimiz Michelangelo Tepesi’ne çıkmak oldu.

Bu tepeden meşhur Floransa manzarasını izliyorsunuz. Burada mermerden yapılmış bir klise var. Ve yine İtalya’nın verimli topraklarının hediyesi olan yemyeşil ağaçlar…

Floransa’nın en meşhur sanatçısı Michelangelo. Bildiğiniz gibi heykeltıraş olan Michelangelo sanatını bu şehirde icra ediyormuş. En ünlü heykeli David de Floransa’da Galeria Dell Academia’da bulunuyor. Müzeye girmek bugünün tarihiyle €10.

Tepeden inince nehir hizasından yürüyüp önce Ponte Alla Grazie sonra Ponte Vecchio sonra Ponte Santa Trinita ve Ponte Alla Carraia’yı selamladık. Ponte Alla Carraia yenındaki dondurmacıdan Floransa dondurmasını yedik. Hava soğuktu ama bu lezzeti denememiz gerekiyordu. Bu dondurmacıya bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine geldim. İtalyan dondurması bizim dondurma anlayışımızdan biraz farklı. Ama çok hoş dondurmaları var. Floransa’da bu dondurmalardan tatmanızı tavsiye ederim.

DSCN5627Dondurmamızı da yedikten sonra şimdi köprüden karşıya geçip Floransa’nın Duomo’sunu görme zamanıydı. Floransa’da görülmeye değer bir yapı. Tamamiyle mermerden yapılmış klise, kule ve yanında bir küçük ibadet yeri bulunan meydanda satıcılar, kafeler, mağazalar var.

Burayı da gezince artık haritayı cebime koydum. Her yer tarihi. Hangi sokağa girerseniz, hangi meydana giderseniz gidin insanlar tarihini korumuş Floransa’da. Sırasıyla Basilica Di San Lorenzo, Palazzo Medici Riccarch, Piazza Santa Maria Novella, Piazza Della Repubblica, Palazzo Strozzi, Piazza Della Signora, Piazza San Giovanni’yi gezdik.

Hava kararmaya başlayınca, Floransa’daki 3 ana meydanda çadırlar açılıyor ve pazar başlıyor. Bir meydan komple hediyelik eşya ve kıyafetti. Diğer bir meydan yemek ve hediyelik eşyaydı. Diğer meydan da kıyafet ağırlıklıydı. İnsanlar burada toplanıyor, sohbet ediyorlar, alış veriş yapıyorlar. Floransa’nın gecesi akşam 23:00-24:00’e kadar devam ediyor.

Gece otel odasına geldiğimde çok yorgundum ve bu makalemi ancak bugün yazabiliyorum. İtalya’ya gelecekseniz eğer Floransa’yı görmeye değer.

Renkli günler…

İtalya Turu 4. Gün: Venedik’ten Floransa’ya

Merhabalar,
Bugün plan dışına çıkılmış ama bir o kadar da bozulan plan kadar eğlenceli bir gün oldu.
Sabah erken kalktığımız maceramıza Venedik efendinin gel-git’leriyle başladık. Sular yükseldi ve Venedik’i bastı. Duraklar (ki zaten duraklar küçük motorsuz teknelerden oluşuyor), kıyıdaki kaldırımlar komple su oldu. Lido durağından deniz otobüsüne binip Tren İstasyonu arkasındaki Tre Ache durağına geldiğimizde, durağın bağlandığı sokak sular altındaydı. 🙂 20 dakika daha bekleyip deniz otobüsüne bindik. Bu duraktan bir önceki durağa geldik. Yeni planımız ara yollardan geçerek istasyona varmaktı. Bunun için önümüzde 4 köprü vardı. Bu 4 köprüyü aşıp istasyona varmak normalde 15 dakika. Ama gel-git’le beraber bu işi 1,5 saate çıkardık. Bir yol deniyoruz, gidiyoruz gidiyoruz tam vardık bakıyoruz her yer su, geri dönüyoruz.
Neyse efendim istasyonumuza ulaştık. Tren biletimizi alıp artık Floransa’ya gidelim dedik. Gittik biletçi teyzeye. Teyze dediki: “Tren dolu.” Hal böyle olunca aktarmalı ama daha ucuza ama 2 saat daha geç bir tren seçtik. Tren Bologna’da aktarma yapıp Floransa’ya gidecekti. Her işte bir hayır var ki, 1 saat Bologna’da gezme fırsatımız oldu. Sonrasında Floransa trenine binip saat 19:30’da Floransa’ya ulaştık.
Floransa ilk bakış: Mükemmel bir şehir, tarih doğa içiçe, temiz bir şehir. Milano’dan sonra 2. sırayı daha ilk bakışta aldı Floransa. Yarın buranın da altını üstüne getirme zamanı.
Renkli günler…

İtalya Turu 3. Gün: In Venedik

Merhabalar,

Bugün bütün gün Venedik’teydim arkadaşlarımla beraber. (02/12/2010) Venedik bildiğiniz gibi ada ada bir şehir.

Kaldığımız otelden sabahın erken saatlerinde çıkıp, yandaki kafeden sütlü kahvelerimizi yudumlarken planımızı yaptık. Deniz otobüsüne binmeden hemen önce aldığım haritada da gideceğimiz yerler birer birer belirdi. Deniz otobüsü ile Lido’dan (kaldığımız yer ve Venedik’in son durağı) Bacini’ye gittik. Buradan geze geze Piazza San Marco‘ya indik. Uzun zamandır görmek istediğim St. Mark ve kırmızı kuleyi gördüğümde içimde bir heyecan oluşmadı değil. Assassin’s Creed’de sürekli gezdiğim yerleri bir dünya gözüyle gezmek muhteşem bir duygu. Böyle 1 kere sanal ortamda gezince, 2. gezmemde sanki önceden de gelmişsiniz gibi her yeri biliyorsunuz.

St Mark’s Tower’a giriş bugünün fiyatıyla €8.  60 metre yükseğe çıkıp bütün Venedik’i görüyorsunuz. Benim çıktığım gün şehirde hafif bir sis vardı. Görüntü fantastikti.

Buradan Palazzo Ducale‘ye girip (öğrenciyseniz €6,50, değilseniz €12) sarayın içini gezdik. Sarayda bütün duvarlarda orjinal yağlı boya tablolar var. Merkez odaların tavanları altın kaplama. Özel bir odada eski dünya haritaları, bir başka özel bir odada ise kraliyet ailesi soyağaçları bulunuyor.

Saraydan çıkınca karnımız acıkmıştı. Sarayın arkasından denize indiğimizde gondolları gördük. Fiyat sormak için yaklaştığımda, anlaşıp hemen bineceğimizi tahmin etmemiştim. 1,1 km yol için sizden €80 isteyen gondolcularla sıkı bir pazarlıktan sonra uygun bir fiyata anlaştık. Hem kışın hem de yazın sürekli iş yapmalarına rağmen çok çok para istemelerine şaşırdım. Bir gondol bir günde ortalama €1200 para kazanıyor. Oraya giderseniz kesinlikle pazarlık yapın derim ben.

Gondol turumuzu da yaptıktan sonra, yemek yiyecek bir yerler araştırmaya koyulduk. Bu araştırma esnasında Venedik’in güneyinden neredeyse en kuzeyine kadar mesafe katettik. Venedik sokakları dar ama hoş bir havası var. Dükkanlar küçük, herşey sıkışık. Bu yollardan sonra geniş meydanlara çıkıyorsunuz. Yemek mekanımız yine Mac Donald’s olarak Venedik gezi rehberinde yerini aldı.

Yemekten sonra Ponte di Rialto‘ya gittik. Bu köprünün özelliği, üzerinde dükkanların olması. Köprü üstünde başlayan çarşı aşağı denize kadar devam ediyor.

CIMG3890Gelelim alış veriş mevzusuna. Venedik’te alış veriş yapmak zor ve pahalı. Özellikle ufak bir şeyler almak istediğiniz satıcılar, (ki hep ufak şeyler satıyorlar) sizin almamanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Çok fazla güler yüzlü insanlar değiller. Her yerde turist olduğu için sadece sana ihtiyacım yok der gibi davranıyorlar. Ve fiyatlar çok değişken. €3’ya gördüğüm bir anahtarlık 2 dükkan sonra €1,5, hatta €1’ya kadar düştü. Bu nedenlerden ötürü Venedik’ten alış veriş yapılmaz diyorum.

Çarşı pazar gezerken saatlerimiz 21:00’i gösterdi. Tüm gün gezmekten yorulan bedenim: “Uyut beni artık!” diye bana seslenirken otelimize doğru yola çıktık. Dönüşte öyle bir deniz otobüsüne denk getirip bindik ki tüm Venedik’i, özellikle Venedik’in içinden geçen kanalın -Canalle Grande- her yerini görme fırsatı bulduk.

Artık dinlenme vakti. Yarın öğlene kadar buralardayım sonra is Floransa yolları.

Renkli günler…

İtalya Turu 2. Gün: Milano’dan Venedik’e

CIMG3719Bu yazıma başladığım yer Milano’nun meşhur Duomo’suna bakan bir Mac Donald’s şubesi. Hem yağmurdan korunup biraz kurulanmak hem de yemek yiyip karnımızı doyurmak için girdiğimiz Mac Donald’s çok hoş bir yere konumlanmış. Tarihi klise yağmurun altında bir başka güzel. Chiristmas yaklaştığı için de kocaman bir çam ağacını meydana getirmişler.

Tabi hava durumu yağmurla kalmayıp bize karlı yüzünü de gösterdi. Ama biz buna aldırmadan gezmek zorundaydık. Şanslıyız ki bizi fazla zorlamadı. Duomo’ya Leonardo Da Vinci’yi görüp Galleria Vittorio Emanuel‘den geçerek gelmiştik. Duomo’yu gördükten sonra da Castello Sforzesco‘yu görecek kadar vaktimiz kalmıştı.

Milano Roma’ya kıyasla tarihi yapı bakımından daha fakir bir yer. Ama şehirdeki evlerin hepsi eskilerden kalma mermer yapılar olduğu için pek bir tarih sıkıntısı çekmiyor şehir. Çok temiz ve düzenli caddeleri, geniş kaldırımları, kullanışlı bisiklet yolları var burada. Ayrıca şehir içi ulaşımı kolaylaştırmak için üstte tramway ve otobüs, altta da metro hizmet veriyor. Milano’nun binaları çok hoşuma gitti.Klasik çizgilerin içinde yeşermiş modern çizgiler tam aradığım şehir bu dedirtiyor bana.

Ee Milano diyoruz, yani alış veriş diyoruz. Gençliğimizde gördüğümüz meşhur basınç-sıcaklık ilişkisi  denklemi: P.V = n.R.T formülü burada başrolü oynuyor. Paran Varsa Ne Rahat! Zaten hiçbir dükkanı adi mal satmayan İtalya’da, hele bir de Milano’da moda caddesinde yürümek ve sadece vitrinlere bakabilmek biraz garip bir hava katıyor insana. Merak edip girmek istediğim dükkan olan Armani’de bir ceketin fiyatı €1,500 görünce kapıdan sadece “woow!” demekle yetindim. Ne yapalım, şimdi olmaz yarın para kazanınca alalım. İşin espirisi bir yana buram buram kalite kokuyor Milano. Meşhur terzilerin dükkanları ve mağazaları var burada. Dükkanların önünde bodyguard’lar bekliyor. Vitrinin fotografını çekemiyorsunuz, Gucci’nin, Armani’nin tasarımlarını çalmayın diye. Mağazaları ise farklı farklı temalarda tüketiciyi gel-gir-bak-beğen-al gizli sloganıyla cezbediyor. Örneğin, vitrinine baktığım bir mağazanın içerisinde Mustang olması beni cezbederek o mağazaya soktu. Başka bir mağaza da tamamen siyah, satıcılara parti elbisesi giydirerek, disco temasıyla müşterileri çekiyordu.

İlk gün indiğimiz Stazione Centrale’ye bu sefer Venedik’e gitmek için tekrar geldik. Milano’ya veda edip yeni durağımıza doğru yola çıktık. İlk başta tıklım tıklım dolu olan tren yavaş yavaş azaldı ve 3 saat sonra Venedik’e vardık. Buraya varınca, yorgunluğumuza rağmen içimizde bir enerji patlaması oldu. Dünyanın sayılı şehirlerini geziyorduk ve Venedik’e gelmiştik.

İstasyon çıkışında deniz otobüsü için biletimizi aldık. Deniz otobüsleri en fazla 25-30 kişi alabilen küçük taşıtlar. Sabah 04:00 akşam 00:14 arası hizmet veriyorlar. Bizde otelimize gitmek için bunları kullandık. Şöyle bir düşününce 2 gün içerisinde ulaşım yollarının hepsini kullanarak (havayolu-otobüs-tren-denizyolu) hedeflerimize birer birer varıyoruz.

Yarın Venedik’i gezmek tek görevimiz. Planımız tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.

Renkli günler…

İtalya Turu 1. Gün: Milano’ya Yolculuk

İtalya turunun ilk durağı Milano idi. Milano diğer şehirlere nazaran daha modern bir şehir olarak selamladı beni. Gittiğim gün hava yağmurlu olması birazcık hevesimi kaçırsa da imdadıma kocaman bir şemsiye koştu.

Roma Ciampino Havaalanı’ndan Bergamo Orio al Serio Havaalanı’na keyifli bir uçak yolculuğuyla Bergamo’ya, ordan da otobüsle 40 dakikalık bir yolculukla Milano’ya vardık. Diğer hava yolu firmalarına nazaran daha ucuz olan Ryanair Havayolları bu yolculukta benden tam puan aldı. Kalitesi ve hizmeti Pegasus Havayolları ile aynı diyebilirim.

2396265129_b776a48e96Milano’ya geldiğimimz yer Stazione Centrale idi. Bu istasyon şehrin tren istasyonu. Çok yüksek ve çok geniş bir yapı. Binanın içinde giyimden tutun yeme içmeye kadar her türlü mağaza, restaurant var. Tarihi bir tren garını restore edip yine hayata döndürmüş İtalyanlar. İstasyonda yürürken gerçekten zevk alıyorsunuz.

İstasyonu gezdikten sonra sıra kalacağımız oteli bulmaya gelmişti. Bir-iki kişiye sorarak otelimizi kolayca bulduk. İnternet gibi bizim kuşağımıza verilen en büyük nimetten yararlanarak zaten önceden uçak biletlerimizi ve kalacağımız otele rezervasyonumuzu yaptırmıştık. Üstelik sitedeki adresten faydalanarak yolumuzu kolayca bulduk. Yaşasın internet çağı!

Otelimize yerleştikten sonra, Stazione Centrale’ye doyamayıp bir daha içini ve dışını turladık. Sonrasında üst caddeleri biraz gezdik. Havanın yağmurlu olması ve İtalya’daki mağazaların 20:00’da kapanması nedeniyle açık bir yer bulamadık. Vakit gece yarısı olmadan da otelimize geri döndük.

Yarın sırada meşhur Duomo ve çevresi var. Akşam üstü de Venedik’e doğru yola çıkmayı planlıyoruz.

Renkli günler…

İtalya Turu

Herkese merhabalar,

Artık zamanı geldi. Sınavlarım başlamadan ve param bitmeden bu İtalya gezisini yapmalıyım. Plan hazır. Kalınacak yerler, görülecek yerler hazır. 6 günlük gezi planında neresi yokki…

Avezzano’dan sabah Roma’ya hareketimizle başlayacak olan turumuz gün içerisinde Milano’ya uçak yolculuğu ile devam edecek. Ben ve 2 arkadaşımla beraber akşam üstü Milano’ya varmayı planladığımız turumzun ilk gününde bu şehri gezeceğiz.

İkinci gün yine akşamüstü Venedik’e doğru trenle yolculuğumuza devam edeceğiz. Venedik’te 2 gün kalmayı planlıyoruz.

Turumuzun 4. gününde Floransa’ya gidip bu tarihi şehiri gezdikten sonra, yolumuza Pisa ile devam edeceğiz.

Son durağımız olan Siena’ya da uğradıktan sonra gezimizi bitirip evimizin yolunu tutacağız.

Akşamları bir aksilik çıkmazsa, otel odamdan günlük şehir turumu anlatacağım.

Eminim ki zevkli ve bol fotograflı bir tur olacak.

Renkli günler…